top of page

Bir fincan, bir tefekkür ☕🌿


Akşam olunca ben kendimi buraya bırakıyorum. Günün sesi yavaş yavaş çekilirken içimde başka bir uğultu başlıyor ama o da korkutmuyor artık. Fincanın sıcaklığı, düşüncenin serinliğiyle buluşunca bir denge oluyor kalpte. Ben buna mini sükûnet saati diyorum.

Bazı günler o fincana bakıp sadece içtiğimin kahve olduğunu sanıyorum. Sonra bir yudum alırken zamanın içindeki telaşın tadını da fark ediyorum. Hızlı karıştırılmış günler acele çözülmüş köpükler gibi Bir bakıyorsun, dibe çökmüş. O dipte birikenler ne? Duyulmamış cümleler, ertelenmiş hisler, kırılmasın diye yutulmuş sözler

O anlarda yüzümü bir kıbleye çeviriyorum, bazen seccade yok, bazen ses yok ama yön hep aynı yön Allah. Bir kapıyı çalmıyorum, bir huzurun içine adım atıyorum.

Bir ayet gelir bazen aklıma, bazen de bir kelime Kalbimi en çok serinleten isimlerden biri Rahman. Rahmetin daveti bekleyen değil, çağıran yüzü. Tam da bu yüzden, tefekkür ederken içim daralmıyor genişliyor. Çünkü düşünceyi bile ibadete yaklaştıran şey niyet.

Fincanı elimde tutuyorum ama asıl tuttuğum sabahki halim değil Rabb’in beni tutuşu oluyor. O yüzden yudum aralarında içimden şöyle geçiyor

Ben dağılır gibi olsam da, O toplar

Ve ne ilginç insanlar kahve içerken uyanır, ben içerken sakinleşiyorum. Belki de benim uykusuzluğum gözümden değil, kalbimdendi. Şimdi anlıyorum kalp yorulunca göz uyumuyor, kalp hafifleyince dünya ağır gelmiyor.

Fincanın son yudumunda şükür bırakıyorum, çünkü en sade şifa da orada gizli

Elhamdülillah.

Yarın yine karışabilir ev, yetişmeyebilir işler, uzayabilir bekleyişler Ama bu fincanın hatırlattığı bir şey var ki hep baki kalıyor

O bana yeter.

🤲🌿Bu yazıyı okurken bir yudum da sen al Yükünden değil, Rabbinin rahmetinden.

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

 

© 2025 WOMAN BLOGGER

 

bottom of page