top of page

Kalbimle Konuştuklarım

Bugün buraya oturup kalbimle konuşmak istedim. Bazen insanın kendi sesini duyması, başkalarının sözlerinden önce kendi gönlünü dinlemesi gerekiyor. Uzun zamandır yazmıyordum, belki de tam olarak bu yüzden içimde biriktirdiğim kelimeler birikmişti. Kalbim bana fısıldıyordu ama ben sessiz kalmayı tercih ediyordum. Sessizlik bazen huzur verir ama bazen de yük olur, taşınması zor bir ağırlık gibi. İşte o ağırlığı fark ettiğimde, yazmanın, içimdekileri kelimelere dökmenin ne kadar değerli olduğunu anladım

Kalbimle konuştuklarım bana şunu öğretti; insan kendini ne kadar dinlerse, o kadar huzur bulur. Günlük hayatın koşuşturması, insanlar, iş, sorumluluklar derken kendi sesimizi duymak çoğu zaman zorlaşır. Oysa kalp susmaz, sadece sabırla dinlemeyi bekler. Ben de uzun zamandır kendi sesimi duyamadığımı fark ettim. Belki siz de bazen öylesinizdir; içten içe bir şeylerin eksik olduğunu hissedersiniz ama tam olarak ne olduğunu bulamazsınız. İşte o eksikliği görmek için kalbinizi dinlemek gerek

Kalbimle konuştuklarımda öğrendiğim bir başka şey ise sabır. Hayat her zaman bizim istediğimiz gibi gitmez. Planlarımız, hayallerimiz, beklentilerimiz Hepsi bazen bir anda değişir, bazen de ağır ağır şekil alır. Benim içimde bazen hüzün olurdu, bazen hayal kırıklıkları Ama kalbim bana fısıldıyordu “Her şeyin bir zamanı var, her yaşadığın his, her sınav seni bir yere götürüyor.” İşte bu sözleri duyduğumda anladım ki hayatın hızına kapılmak yerine, kalbimin rehberliğinde adım atmak daha doğruymuş.

Kalbimle konuştuklarım sadece kendimi anlamakla kalmadı, aynı zamanda başkalarına bakışımı da değiştirdi. İnsanları, olayları daha sabırla, daha anlayışla değerlendirmeye başladım. Belki farkında olmadan yargılıyordum, belki sabırsız davranıyordum. Ama kalbim bana sordu “Sen kendinle ne kadar sabırlısın?” Bu soru öyle basit bir soru değildi. Çünkü insan başkalarına sabırlı olmayı öğretebilir ama kendine karşı sabırlı olmayı unuttuğunda eksik kalır. Ve ben o eksikliği kabul etmek zorundaydım

Bazen kalbim bana şunu da hatırlatır “Sen neye değer veriyorsun, neye zaman ayırıyorsun” Hayatın koşuşturmasında, bazen önemli olan şeyleri gözden kaçırıyoruz. İnsan, Rabbine olan bağını, sevdiklerine olan ilgisini, kendi iç huzurunu ihmal edebiliyor. Ben de uzun süre bu soruyu kendime sormamıştım. Ama bugün soruyorum, ve cevaplarımı bulmaya çalışıyorum. Çünkü kalbimle konuşmak, sadece hisleri ifade etmek değil, aynı zamanda kendini sorgulamak, kendine dönmek demekmiş.

Kalbimle konuştuklarımda bir başka önemli nokta da şükür. Küçük bir an, küçük bir tebessüm, küçük bir nefes bile insana huzur verebilir. Biz çoğu zaman büyük şeylerin peşindeyiz, büyük mutluluklar, büyük başarılar Ama kalbim bana diyor ki Sen küçük şeylerin kıymetini bilebiliyor musun? Bugün sana verilen nimetleri görebiliyor musun? İşte bu soruyu duyduğumda fark ettim ki insan çoğu zaman sahip olduklarına değil, eksiklerine odaklanıyor. Oysa şükretmek, kalbin en güzel gıdasıymış. Ben de artık küçük şeylere bakmayı, minnettarlık hissetmeyi öğrendim.

Kalbimle konuştuklarım beni dua etmeye yönlendirdi. Dua etmek sadece dilek dilemek değilmiş, kalbin kendini açması, Rabbine dönmesi, teslim olmasıymış. Ben bazen dua ederken kelimelere takılı kalıyordum, ne söyleyeceğimi bilmiyordum. Ama kalbim bana dedi ki “Sen kelimeleri bırak, sadece hislerini bırak, ben anlarım.” İşte o zaman fark ettim ki en saf dualar, en içten dualar kelimelerle değil, kalbin samimiyetiyle yapılırmış

Kalbimle konuştuklarım bana yalnız olmadığımı da hatırlattı. İnsan bazen yalnız hisseder, hayatın yükü ağır gelir, insanlar uzaklaşır gibi gelir. Ama kalbim fısıldar “Sen Rabbine sahipsin, senin yolunu en iyi bilen O’dur.” Bu söz öyle güçlü ki insanın içini ısıtır, ruhunu rahatlatır. Ve insan anlar ki her ne yaşanırsa yaşansın, kalbinin şahitliği Allah’ındır ve bu şahitlik en değerli rehberdir

Belki siz de bazen içten içe kendi kalbinizle konuşmak istersiniz ama cesaret edemezsiniz. Ben de uzun süre edemedim. Ama şimdi buradayım, kalbimle konuşuyorum ve sizlere söylüyorum kendinizle konuşun. Kendinize sorun “Ben ne hissediyorum, neye değer veriyorum, Rabbimle bağım nerede, şükürlerimi fark ediyor muyum?” Bu soruları sormak, hayatın koşuşturmasında kaybolmamak için en güzel yoldur.

Kalbimle konuştuklarım bana bir başka şey daha öğretti kendimizi değiştirmek mümkün. Küçük adımlar, sabırlı tutumlar, farkındalıklar Hepsi ruhu besliyor, kalbi güçlendiriyor. Ve insan anlıyor ki hayat sadece dışarıdaki olaylarla değil, içindeki değişimle şekilleniyor. İç huzur, teslimiyet, sabır ve şükür Bunlar yaşadığımız en büyük zenginlikmiş.

Uzun zamandır yazmamış olmam bana şunu gösterdi kalbimizle konuşmak, onu ihmal etmemek, her gün küçük de olsa kendimize vakit ayırmak gerekiyor. Çünkü kalp susmaz, sadece sabırlı olmanı bekler. Ve ben bugün buradayım, yeniden yazıyorum, kalbimle konuşuyorum, kendimle sohbet ediyorum. Bu yazı belki bir başkasına da dokunur, belki düşünmesine yol açar. Ama benim için en değerli olan, kendi kalbimle dürüstçe yüzleşmek ve O’na dönmek

Kalbimle konuştuklarım bana huzuru ve cesareti verdi. Siz de kendi kalbinizle konuşun. Sorgulayın, fark edin, dua edin ve şükredin. Çünkü hayatın güzelliği, aslında küçük ama değerli anlarda, kalbin sessiz fısıltılarında gizli


✨🤍🌿☀️🕊️💛

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin

 

© 2025 WOMAN BLOGGER

 

bottom of page