Sabahın Rahmeti ve Ben
- Tuğba Emer
- 2 gün önce
- 1 dakikada okunur

Sabahın bir ağırlığı var Ama aynı zamanda bir hafifliği de. Biri uyku sersemi omuzlarıma çöken dünya telaşı, diğeri ise sessizce kalbime süzülen rahmet.
Ne zaman sabaha gözümü açsam, içimden ilk geçen cümle hep aynı oluyor Ya Rabbi, bugün nasıl olacak?
Planlarımı düşünmeden önce, kalbimin nabzını yokluyorum. Çoğu zaman hızlı atıyor Çünkü insanız, çünkü bilmiyoruz, çünkü kontrol etmek istiyoruz ama elimizde hiçbir şey tam değil.
Sonra kendime, daha doğrusu ruhuma hatırlatıyorum Her sabah rahmetiyle doğuyor. Sadece güneş değil, umut da yükseliyor gökyüzünde.
Kahvemi koyuyorum ocağa, bir yandan perdeyi aralıyorum. Dışarısı sessiz, evim küçük, kalbimde sorular çok Ama sabahın ışığı diyor ki
Sakin ol, açıldı ya gözün Demek ki devam var.
O an aklıma bir ayet düşüyor
Ve’d‑Duha 3 — Rabbin seni terk etmedi ve sana darılmadı.
Ne müthiş bir cümle değil mi? Henüz yataktan yeni kalkmışım ama Allah bana sanki omzuma dokunup Buradayım. diyor.
Sabahlarla aram hep böyle Ben bazen dağınığım, bazen geç kalmış hissediyorum, bazen yorgunum.Ama sabah asla yorgun değil.
Sabahın rahmeti acele etmiyor. gün sadece benim değil Bizim, hatta hepimizin değil, Allah’ın çizdiği bir yolun devamı.
Belki her şey net değil bugün. Cevaplarımı bilmiyorum, kapıları sayamıyorum, yarının şeklini çizemiyorum Ama sabahın şekli belli
Rahmetle başlar, şükre davet eder, sükûtu öğretir.
Şunu fark ettim zamanla Sabahı güzelleştiren şey düzenli bir rutin değil, teslimiyet. İyi bir başlangıç başardıklarım değil, Allah’a emanet ettiklerim.
Ve ben sabahı her gün yeniden öğreniyorum
• Telaşsız niyet
• Sessiz dua
• Küçük bir şükür
• Büyük bir teslimiyet
Sabahın rahmetiyle ben buluşunca, gün başlıyor işte Mükemmel değil belki ama mübarek olma ihtimali var.
Ve bu bana yetiyor 🤍



Yorumlar