Şükürsüz Kalbe Huzur İnmiyor
- Tuğba Emer
- 29 Kas 2025
- 4 dakikada okunur

Kur'an-ı Kerim bize aslında her şeyin kalpten başladığını sık sık hatırlatır ama günlük hayatın içinde bunu hep unutan biz oluyoruz. Bir şeyi ne kadar istersek isteyelim eğer kalbimiz şükürle ıslanmıyorsa o kapı açılsa bile içeri huzur girmiyor. Düşünüyorum da bazen insanın dili elhamdülillah der ama kalbi hâlâ itiraz ediyor gibi. O zaman o söz sanki havada asılı kalıyor, kalbe yerleşmiyor. Çünkü şükür sadece bir kelime değil bir yaşama biçimi, bir kabul ediş, bir gönül meselesii
Bugünün dünyasında herkes bir şeyler yetiştirmeye çalışıyor ben de öyleyim. Yazı yetişmiyor, iş yetişmiyor, ev yetişmiyor, hayaller yetişmiyor. Herkes daha fazla koşuyor, daha fazla yoruluyor, daha fazlasını almaya çabalıyor ama daha fazlasını aldıkça hafiflemek yerine ağırlaşıyor gibi hissediyor. Çünkü kalp dolunca değil razı olunca hafifliyor. Rızanın anahtarı da şükürde gizlii
Huzur neden yok sorusunu sorduğumuzda çoğu kez bahaneler sıralıyoruz, şartlar, insanlar, imkanlar, şanssızlıklar, gecikmeler. Halbuki eksik olan tek şey var, şükür ruhunun içimizdeki yerini kaybetmesi. Nankörlükle söylemiyorum bunu kendime de söylüyorum. Şükürsüz kalbe huzur inmiyor çünkü şükür kesilmiş bir yağmur gibidir, yağmayınca toprak çatlıyor, yağmayınca gönül kuruyor, yağmayınca sadece dışımız değil içimiz de kuruyor. İnsanın içi kuruduğunda da en güzel kelimeleri yazsa bile o kelimeler bir suya değmemiş gibi kuru kalıyor. O kelimeler secdeye değince ıslanır, şükre değince canlanır, Allah’ad değince ruh bulurr
Şükürsüz kalbin huzursuz olması kaderin zorluğundan değil gönlün darlığından ileri geliyor. Gönlün darlığı imtihanın büyüklüğünden değil teslimiyetin küçüklüğünden kaynaklanıyor. Kalbi ne kadar genişleten dua ve zikirse onu daraltan da memnuniyetsizlik ve kıyas. İnsanlar bizim payımızı bilmez ama Allah bilir. Biz bazen bir şeyin hayırlı olup olmadığını takvimlere, zamana, makama, beğeniye göre ölçüyoruz ama Allah’ın hesabı başka. Şükür olmayınca Allah’ın hesabını anlamak zorlaşıyor. Şükür olmayınca istediklerimizi hayırlı sanıp verilmedikçe yakınıyoruz, verildiğinde de kıymetini bilemiyoruz. Çünkü gönül doymayınca nimet de taşır, idrak olmayınca nasip de külfet olur, teslimiyet olmayınca hiçbir kavuşma kavuşturmaz. İşte o yüzden şükür, kavuşmanın değil huzurun başlangıcıı
Şükürsüz kalbe huzur inmiyor cümlesini sadece okumak kolay ama yaşamak zor çünkü gerçek şükür lafın değil hâlin dönüşmesidir. Şükür bir anda yükselen bir coşku değil sessiz bir sadakattir, anlık bir duygu değil süreklilik isteyen bir terbiyedir, bir şeyi elde edince değil elde etmeden de razı olabilme halidir. Bazen mesela sabah kahvesinin sıcaklığına bile şükrederim ama sonra kalbimi yokladığımda “gerçekten mi Tugbaaa” diye fısıldadığımı duyuyorum. Çünkü bazen şükür bile içimde sorgulanabilecek bir eksikliğe dönüşüyor. İşte o zaman kendime dönüp şunu söylüyorum, şükür imtihanı hafifletir ama önce insanın onu ağır saymayı bırakması gerekiii
Bazen mümin olmak, her şey yolundayken hamd etmek değil her şey alt üst olmuş gibiyken de “Allah’ım ben senin yazdığına razıyım” diyebilme gücü. Çünkü şükür bir sabitleme hareketidir. Dil hamd edince kalp sabitlenir, kalp sabitlenince ayaklar sağlam basar, ayaklar sağlam basınca yürek sarsılmaz. Yoksa dünya sallandıkça sallanır, mevsim döndükçe döner, insanlar değiştikçe değişir. Kalbi kimse sabitleyemezii kalp ancak Allah’a dönüp nimetini zikredince sabitt kalırrr
Şükür insanın nasibini değiştirmez belki ama nasibe bakışını değiştirir, bakış değişince hissediş değişir, hissediş değişince de yaşama biçimi. İnsan şükretmeyi bilince eksik saydığı şeyler bile tamamlayıcı oluyor. Kaybettiği kapılar bile yön verici, geciken dualar bile terbiye edici, reddedilmiş gibi görünen istekler bile koruyucu. Şükür olmayınca bunları göremiyoruz çünkü memnuniyetsizlik bir perde gibidir, insanın nimetini değil eksiğini görünür kılar, nasibini değil nasip sandığını büyütür. Halbuki elimizdeki nimet Allah’ın bize sunduğu sahici bir gerçektir, hayal verdiyse gücünü de verirr, nasip verdiyse şükrünü de öğretir, sabah verdiyse gecesini de anlamlı kılar, gözyaşı verdiyse içini temizleme fırsatı da verir. Biz bazen şükretmek için büyük mucizeler bekliyoruz ama küçük farkındalıklar da bir mucizedii
Şükürsüz kalbe huzur inmiyor demek, huzuru aramak için uzaklara gitme, içeriye bak demek. Çünkü huzurun kapısı zenginliğin, beğeninin, rahatın, kolaylığın orada değil kabullenmenin, razı oluşun ve fark edişin olduğu yerde. Allah’ın verdiğini görebilen yürek büyür, görmeden isteyen yürek hep eksik hisseder, isteyen yürek yorulur ama gören yürek dinlenirr, gören yürek hamd edince de gönül sürur bulurr
Bazen düşünüyorum, biz mi şükretmeyi bıraktık yoksa şükretmeyi öğreten hikmetleri mi görmeyi unuttuk. Bence ikisi de. Çünkü şükür görmekle başlar, görmek hatırlamakla, hatırlamak dikkatlemekle, dikkatlemek de gönlü toparlamakla. Kalbim dağınıkken elhamdülillah kelimesi bile bir yere konamayacak kadar yabancı duruyor bazen. Ama sonra Rabbime dönüp “Allah’ım kalbimi toplaaa” diye dua ettiğimde içimde bir genişleme başlıyor. Çünkü şükür ders değil dua konusu olmalı, şükür gayret değil niyet olmalı, niyet ibadettir, niyet sâfii olduğu için bile kalpte yer açar, yer açılınca da huzur sanki bir kuş gibi gelip gönle konar. Ve bazen o kuşun kanat sesi yok, sesi yoksa bile eseri varr
Şükürsüz kalbin ana problemi tatminsizlik değil farkındalıksızlık, nimet görme yetisinin körelmesi. Nimeti görme yetisi köreldiğinde su içmek sıradan, nefes almak otomatik, sabaha uyanmak garanti, aileye sahip olmak rutin, çocuğa gülümsemek olağan, helal rızık için çabalamak mecburiyet gibi görünüyor. Halbuki her nefes emanett, her sabah bir ihsann, her aile bir lütuf, her çocuk bir mucize, her helal lokma mucizenin kendisii
Şükür olmayınca insan, imtihanı sadece ağır sayıyor hafifleteni görmüyor. Allah ağırlaştırmaz, Allah terbiye eder, Allah kaybettirmez, Allah yön verir, Allah geciktirmez, Allah korur, Allah unuttirmez, Allah uyandırır. Allah nimetini unutturmaz bizim dikkatsizliğimiz unutturur. O yüzden şükür bazen kazanma sevinci değil fark etme cesaretii
Bazen bazı harflerin sonu uzarr evet ama bu yazıda hissin uzaması demektir kelimenin değil kalbin sonu uzar. Kalp bir kelimenin değil duanın, teslimiyetin, farkındalığın ve secdenin içinde uzar. Biz şükretmeyi öğrenince kalbimiz coğrafya gibi genişler, içindeki darlıklar okyanusa dönüşür, gözyaşları kuruma değil arınma yağmuruna, dertler umuda açılan geçitlere dönüşür. İşte o zaman huzur şükre konar, şükür gönüle yerleşir, gönül de Rabbine yaslanırr
Şunu da gördüm, şükür kalpta büyüdüğünde dış şartlar mucizevi şekilde değişmese bile insan o şartların içinde mucizeyi yaşar, o mucize sakinliktir, sabırlı bakış, tevekküllü yürüyüş, nasibe razı duruş, kaybedilene eyvallah deyiş, verilene içten sarılıştır. Bu sarılış bir kere içten olunca ben bunu yazmadım Allah yazdırdı demekten değil ben yazdım ama Allah’a yazdırdım demekten gelir. Çünkü kula özgü olan üslup Allah’a özgü olan teslimiyete engel değil, teslimiyete köprü olabilirr
Son olarak şunu söylemek istiyorum. Şükür bir yolculuğun sonunda değil yolculuğun içinde öğrenilirr. Huzur kapıya varınca değil kapıya yürürken hissedilirr. Nasip açılınca değil nasipteki korumayı fark edince anlamlanırr. Dert bitince değil dert Allah’a döndürdüğünde hafifler. Şartlar iyileştiğinde değil şartların Allah’tan geldiğini kabullenince genişler. O yüzden bugün hâlimi değil kalbimi şahit tutuyorum. Kalbim Allah’a yönelmişse yolum da yönelmiş demektirr
Rabbim şükreden kalplerimizden huzuru eksik etmesinr. Kalbimizi köreltmesinr. Nimet görme yetimizi artırssın. Gönlümüzü daraltan kıyas perdesini kaldırrsın. Şükürsüz kalbe huzur inmiyor bunu bir şikayet olarak değil bir hakikat çağrısı olarak kalbimize yazssın
Amin



Yorumlar